Neden herkes aynı hızla yaşlanmaz?

Tarih Mart 3, 2018

Olduğunuzdan daha yaşlı veya daha genç görünmeniz yaşlanma hızınızla ilgili olabilir. Araştırmacılar bireylerin yaşlanma hızını belirleyen bir çok faktör üzerinde yoğunlaştılar ve ilginç sonuçlar elde ettiler. İyi haber; Bu hızı belirleyen faktörlerin % 80’i genetik kaynaklı değil, bu yüzden tamamen sizin kontrolünüzde..

Araştırmacılar farklı bireylerin farklı yaşlanma hızlarına sahip olma nedenleri üzerinde yoğunlaştılar ve bazı bireylerin neden daha geç yaşlandıklarına dair bazı fikirler geliştirdiler.

Hepimizin çevresinde yaşıtımız oldukları halde bizden genç veya daha yaşlı görünen arkadaşları vardır. Araştırmalar bu tür algılamaların sadece dış görünüşle bağlantılı olmadığını, hepimizin yaşlanma hızını belirleyen farkın daha derinlerde yattığını ve bunun sağlığımız açısından da bir anlam içerdiğini göstermektedir.

Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri (Yaşlılık Bilimi) Bölümünden Dr. Daniel Belsky ve arkadaşlarının Proceedings of the National Academy of Sciences adlı dergide yayınlanan bir bilimsel çalışması yaşlanmanın hızını belirlemede 20’li ve 30’lu yaşlarda yapılan 18 farklı ölçümü tanımlamaktadır. Bu ölçümlerin fizyolojik yaşı gösterdikleri kanıtlanmıştır, yaşlı kişilerde yaşlanmanın biyolojik etkilerini tam olarak yansıtmaktadırlar. Ancak bu ölçümler aynı zamanda fiziksel yaşı, yani hızlı yaşlanan veya “yaşlı görünen” bireylerin biyolojik yaşını da ortaya koymaktadır. Burada bireyin “yaşlı görünmesi” deneklerce bakılan fotoğraflarının takvim yaşlarından daha yüksek olduğu ifadesine dayanmaktadır.

Belsky yaşlanma ve yaşlanmayı etkileyen faktörler üzerinde yapılan bir çok araştırmanın yaşlı bireylerden oluşan topluluklar üzerinde gerçekleştirildiğine dikkat çekmektedir. Olguların birçoğunda görülen kronik hastalıklar veya yaşlanma ile birlikte gelen fizyolojik değişiklikler araştırmanın yapıldığı topluluklarda zaten mevcuttur. Bununla birlikte yaşlanma bir gecede aniden olan bir değişiklik değildir, nehirlerdeki taşların suyun gücüyle şekillenmesi gibi onyıllar boyunca devam eden bir süreçtir. Günden güne izlemek olası değildir, ancak üzerinden yıllar geçtiğinde dramatik biçimde ortaya çıkmaktadır.

Araştırmaya Zeni Zelanda, Dunedin’da 1972 ve 1973 tarihlerinde doğan ve 26 yaşından 38 yaşına kadar çalışmada yer almayı kabul eden 965 kişi dahil edilmiştir. Her bir katılımcı daha önceki bilimsel çalışmalarda yaşlanma ile bağlantılı olması nedeniyle kullanılmış olan, aralarında kan basıncı, akciğer fonksiyonu, kolesterol, beden-kitle indeksi, enflamasyon ve DNA bütünlüğü gibi ölçümlerin yer aldığı 18 farklı ölçüme tabi tutulmuştur. Araştırmacılar bu ölçümlerde elde edilen skorlar üzerinden her bireyin biyolojik yaşını belirlemişlerdir. Bu ölçümler çalışmadaki hastalar 32 ve 38 yaşlarına ulaştıklarında birer kez daha tekrarlanmış ve her bireyin yaşlanma hızını ölçebilmek amacıyla bir arada değerlendirilmişlerdir.

Deneklerden bazıları diğerleriyle aynı takvim yaşına sahip olmalarına rağmen biyolojik olarak onlardan daha yaşlıdır ve daha hızlı yaşlanmaktadırlar . Ancak araştırmacıların bulguları sadece bundan ibaret değildir; geriatri uzmanlarının yaşlı hastalara verdikleri denge ve düşünme yeterliliği ile ilgili testlerin aynıları 20’li 30’lu yaşlardaki deneklere verildiğinde, bazılarında yaşamın çok daha ileriki dönemlerinde yaşla birlikte ortaya çıkan değişikliklerin var olduğu gözlemlenmiştir.

Her ne kadar bazı kişiler biyolojik olarak diğerlerinden daha yaşlı olsalar da araştırmadan çıkan iyi haber bazı kişilerin de takvim yaşlarından daha genç olmaları ve yaşlanma hızlarının olması gerekenden daha düşük çıkmasıdır. Hızlı ve yavaş yaşlanan grupların karşılaştırılması yaşlanmanın nasıl kontrol altında tutulacağına dair bazı ipuçlarını açığa çıkarmaktadır. Belsky yaşlanmayı etkileyen faktörlerin %80 gibi büyük bir çoğunluğunun genetik kaynaklı olmadığını, ve kontrol altına alınabileceğini belirtmektedir. (Hatta geriye kalan % 20lik kısım da DNA kaynaklıdır ve belli bir ölçüde değiştirilebilir durumdadır). Belsky’ye göre bu sadece bir başlangıçtır; bundan sonraki adım bu bilgilerden ne şekilde yararlanabileceğimizi çözmek olmalıdır. Yararlanılabilecek bilgilerden birisi yaşlanmayı hızlandıran nedenleri tanımlamaktır, böylece yavaşlatmak da mümkün olacaktır. Bir diğer bilgi ise yaşlanmayı yavaşlatan tedavileri değerlendirmektir.

Bireylerin yaşlanma hızını oldukça doğru biçimde ölçebilen bu ölçüm yöntemi sayesinde herhangi bir yaşlanma karşıtı uygulamanın işe yarayıp yaramadığı da anlaşılmaktadır. Gençliğe açılan kapının anahtarı sayılabilecek bazı uygulamalar şaşırtıcı değildir, bilim insanlarının üzerinde çalıştığı 18 faktör arasında büyük olasılıkla yağ ve tuz içeriği düşük bir beslenme planı, sağlıklı bir vücut ağırlığının korunması , stresin azaltılması, güçlü bir bağışıklık sistemi ve düzenli egzersiz yer almaktadır. Sigara içmemiş olmak veya sigaranın bırakılmış olması da önemli bir rol oynayabilir. Belsky raştırılan grup 45 yaşına geldiğinde ölçüm ve değerlendirmelerin tekrar yapılacağını belirtmektedir. Araştırmacılar gruptaki deneylerin beslenme, egzersiz ve diğer alışkanlıklarını ve davranışlarını kayıt altında tutmaktadırlar. “Artık yaşlanmayı nelerin yavaşlattığını değerlendirmeye başlayabiliriz” demektedir Belsky; bu yaşlanmayı yavaşlatan faktörleri birbirinden ayırarak değerlendirmek için mükemmel bir fırsat”.

Kaynak: http://time.com/3946850/slow-down-aging

Anahtar Kelimeler: Dr. Daniel Belsky, Duke Üniversitesi, gençlik iksiri, maximus, oxygeneo, yaşlanmayı etkileyen faktörler, yaşlanmayı geciktirmek